Görünmez Duvarları Yıkmak - Betül Kara
Önemli bir kurumun genç yetenekleriyle Detour simülasyonumuz için bir araya geldik. Kariyerlerindeki bu ilk adım ile hayatlarında büyük bir değişimin arifesindeler. Her birinin yüzüne bakıyorum. Yüzlerindeki o tazecik gençlik enerjisini görmek beni de iyi hissettiriyor. Ama aynı zamanda da koruma içgüdümü harekete geçiriyor.
Neyse ki Detour sayesinde birçok önemli çıktıyı ve tecrübeyi konuşabileceğiz. Üstelik eğlenerek ve deneyimleyerek… iPadleri üzerinden görevler atıyoruz. Katılımcıların büyük bir kısmı alışkanlık ile en dolambaçlı yolları seçseler de içlerinden bir takım, ezberleri bozup kısa ve basit bir çözüm üretiyor ve o cesur adımı atıyor.
İşte budur.
Bu aslında hayatımızda var olan görünmez duvarlara dair küçük bir örnek. Alışkanlıkla kim bilir neleri zorluyor, gereksiz zaman ve enerji harcıyoruz.
Beynimiz hep işin kolayına gider. Az enerji harcamak için bildik yolları dener. Eski kalıpları ya da varsayımları kullanır. Labirentte dolambaçlı yolu seçmek tam olarak bu: "Daha önce hep böyle yapıyorduk.” Bu yüzden tanıdık olan her şey iyi hissettiriyor, içinde çok zorlansak bile.
Peki, hayatımıza bu duvarları kim örüyor? Ya da biz niye fark edemiyoruz? Bu tamamen kişinin kendisiyle alakalı. Bu sınırları kendimize biz koyuyoruz.
Kurumsal hayatta da aynısı yaşanıyor. Öğrenilmiş çaresizliklerimizle aynı duvarlara çarpmaya devam ediyoruz. İçimizden biri çıksa ve bunu fark edip dile getirse “icat çıkarma şimdi” diyerek kestirip atıyor veya “sen bilmezsin, bu şirkette işler böyle yürür deyip genç kuşaklara rol model olduğumuzu sanıyoruz.
Gelişim için alışkanlıklarımızı ve görünmez duvarları fark etmek gerek. Bizden kıdemliler “yok öyle olmaz, önce şunları, bunları tamamlayacaksın” dese bile, o düz çizgiyi çizmek tam bir cesaret işidir.
Peki, biz iş hayatında hangi dolambaçlı yollarda kayboluyoruz? Gereksiz onay mekanizmalarıyla uzayan süreçler, “daha önce denedik, olmadı” önyargıları, “hata yapma” korkusuyla çizginin dışına çıkamamak...
Duvarları bir fark etsek belki de kendimiz için en kolay çözümü de göreceğiz.
Aklıma hep annemin o çok sevdiğim duası gelir. Her işimizden önce “Allah kolaylık versin, işin kolay olsun” der. Özellikle mükemmeliyetçilik şeması altında “çok çabalarsak” daha iyi sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz. Oysa zihnimizdeki görünmez duvarları yıkmak, bazen sadece işi "kolaylaştırma cesareti" göstermektir.
Labirentte dolambaçlı yollara sapmak yerine o düz çizgiyi çeken genç MT'ler bize tam olarak bunu hatırlattı: Zihinsel kalıplarımızı bir kenara bıraktığımızda, aradığımız çözüm orada, en kolay haliyle bizi bekliyor.
Bugün kendinize bir iyilik yapın ve sorun: Hayatınızda ya da işinizde hangi görünmez duvarı yıkıp işi "kolaylaştırmanın" zamanı geldi acaba?